SORU HAZIRLAMA TEKNİKLERİ
Öğretimde yöntem ve teknik kavramlarının tanımı değişik şekillerde yapılmaktadır. Uygulayıcı konumunda olanların bazen yöntem ve teknik kavramlarını karıştırdıkları, hatta aynı anlamda kullandıkları görülmektedir.
Yöntem (metod), bir amaca varmak için doğruluğu ve başarısı denenmiş en kısa, en emin yol, hareket ve iş tutma tarzıdır. Başka bir ifadeyle öğrenciyi eğitim amaçlarına en çabuk ve en güvenilir olarak ulaştıracak bir yol demektir.
Teknik ise öğretim metodlarının uygulama biçimleridir. Metod daha kapsamlı, teknik ise metodun parçaları konumundadır. (Soru sorma-hazırlama, ödev verme-değerlendirme, özetleme, alıştırma, verimli ders çalışma, ölçme-değerlendirme teknikleri vb).
Bu bağlamda, öğrenmenin gerçekleşmesinde en önemli bir unsur da sorunun tekniğine uygun olarak hazırlanması ve sorulması işlemidir.
Milli Eğitim Bakanlığı Sınıf Geçme ve Sınav Yönetmeliği’ne bakıldığında, sınavlarla ilgili;
“ Klasik türde yapılan yazılı sınavlarda en az beş soruya yer verilir. Çoktan seçmeli, eşleştirmeli, kısa cevaplı, açık uçlu, doğru/yanlış tamamlamalı ve benzeri sınav türlerinde ise soru sayısının çok, soruların kısa cevaplı olması esastır.
Soruların; konulara göre dağılımı yapılırken ağırlık, bir önceki sınavdan sonra işlenen konulara verilmek suretiyle geriye doğru azalan bir oranda ve işlenen konulardan seçilmesi esastır. “
ifadeleri yer almaktadır.
Bu açıklamalar ışığında, soruların seçiminin ne derece önemli ve gerekli olduğu, özellikle soruların ciddi bir hazırlıktan sonra belirlenmesi önemli görülmektedir.
Sorular hazırlanırken; konuları kapsaması, öğrencilerde bilgiye ulaşma isteği doğurması , yaratıcılıklarını geliştirmesi, işbirliği ve grup çalışmasına teşvik etmesi, problem çözme becerilerini geliştirmesi ilkelerinin göz önünde tutulması temel ilke olarak kabul görmüştür.
Öğretmenlerin, öğrencilere sözlü olarak yönelttikleri soru esnasında ortak hataları; “soru sorarken öğrencinin yüzüne bakmama, hızlı soru sorma, hatalı ses tonu kullanma, yeterli bilgiyi vermeden karmaşık ve anlaşılmayan sorular sorma, soru sorduktan sonra yeterince beklemeden cevap almaya çalışması” olarak görülmektedir.(1) Bu nedenle, bir öğretmenin sınıf içinde dersin akışına göre öğrencilere yönelteceği soruları önceden hazırlayıp, ders planında belirtmesi, sesini etkili kullanması, alacağı cevapların eksik veya yanlış olması durumunda onları mutlaka düzeltmesi gereklidir. Hazırlanan soruların, konu-ünitenin özetini ve ana fikrini oluşturacak, öğrencilerin istek ve beklentilerini içeren, gerekli, kullanılabilir bilgi ve beceri taşıyan özellikte olmasına özen gösterilmelidir.
Öte yandan, sınav sorularının kapsam bakımından; bilginin yanında, öğrencilerin anlama-kavrama, uygulama, analiz, sentez ve değerlendirme yapabilme düzeyindeki davranış-kazınım ve becerilerini geliştirebilecek ve ölçecek nitelikte hazırlanması göz önünde bulundurulmalıdır.
Soru sınıflamasında en iyi bilinen ve kullanılan sistem Bloom’un taksonomi sistemidir.
Bloom soru düzeylerini aşağıdaki basamaklara ayırmıştır:
1. Bilgi basamağı
2. Kavrama basamağı
3. Uygulama basamağı
4. Analiz basamağı
5. Sentez basamağı
6. Değerlendirme basamağı
Bilgi basamağında soru sorma:
Bilgi temel alınmak suretiyle, kavramlara(ova nedir, sıfat nedir), olgulara(Kimdir, ne zaman olmuştur, İstanbul ne zaman fethedilmiştir?),araç-gereçlere( metre nedir, tren nedir),sıralama- sınıflama ( Türkiye’nin Cumhurbaşkanlarını sırasıyla sayınız? Dünya’da kaç türlü canlı vardır, sınıflara ayırınız ?), işaretlere( YTL nedir, haritada yeşil renkler neyi gösterir), ölçütlere( sınıf geçmenin ölçütleri nelerdir?) yönelik sorular sormak anlamı taşımaktadır.
Bilgi basamağında sorular için anahtar kelimeler; Kim, Ne, Nerede, Ne zaman ? sözcükleridir ve sorular bu eksende oluşturulur.
Malazgirt savaşı ne zaman olmuştur? Boğazlarımızın isimlerini söyleyiniz? gibi sorular bu basamağa örnek gösterilebilir.
Kavrama basamağında soru sorma:
Bu basamakta, açıklama(ifade etme), çevirme, öteleme(tahmin etme- kestirme), yorumlama, terimin anlamını söyleme, seçme işaretleme davranışları ön plana çıkmaktadır.
Bu basamağın anahtar sözcükleri: göster, açıkla, örnek ver, değiştir, çevir, açıkla, özetle, ayır, genişlet sözcükleridir.
Örnek sorular: Bu parçadan ne anladınız, açıklayınız? Sıfatlara örnek veriniz? Bu gidişle çevre kirliliği hangi sonuçlar doğurur?
Uygulama basamağında soru sorma:
Öğrencinin öğrendiklerini ve anladıklarını uygulama, yazma, belirtme, ortaya koyma özelliğini taşıyan sorulardır.
Anahtar kelimeler: uygula, seç, kullan, çöz, biçimlendir, değiştir, boya, hazırla
Örnek sorular: Harita üzerinde enlem ve boylamları gösteriniz? Elektrik zilinin şemasını çizerek devreyi tamamlayınız ? Yağmurun nasıl yağdığını basit deneyle gösteriniz ? İçinde sıfat bulunan bir cümle oluşturunuz ? Evinizin bulunduğu çevrenin krokisini çiziniz? Hicri 1430 tarihini Miladi yıla çeviriniz ?
Analiz basamağında soru sorma:
Bu tip sorular öğrencilerin daha derin ve üst düzey düşünmesini gerektirir. Ancak bu tür soruların etkili olması için, öğrencilerin bilgi, kavrama ve uygulama düzeyindeki hedeflere ulaşması önemlidir. Analiz sorularının bir tek cevabı yoktur. Muhtemel cevapları içerebilir. Bu tür sorular ” yüksek düzeyde soru “ kapsamında olduğu için genellikle öğretmenler bu tür soru sormaktan kaçınırlar.
Anahtar Kelimeler: Niçin, hangi etkenler, analiz edin, açığa çıkartın ?
Örnek Sorular: Kurtuluş Savaşında düzenli ordunun kurulmasına neden ihtiyaç duyulmuştur? Yeniçeri Ocağının bozulması Osmanlı Devletinin çöküşünde nasıl etkili olmuştur?
Sentez basamağında soru sorma:
Bu basamaktaki sorular öğrencilerin yaratıcı ve bütünleştirici düşüncelerini gerektiren “yüksek düzeyde soru” kapsamındadır. Öğrencilerden parçaları ve öğeleri belli kurallara göre birleştirerek bir bütün oluşturması beklenmektedir. Bu tür sorularda analiz basamağındaki gibi öğretmenlerce az sorulan sorulardır.
Anahtar kavramlar: Tahmin et, üret, birleştir, ne olurdu, eğer olsaydı, yapılandır.
Örnek Sorular: Evinizin bulunduğu alandaki çevre temizliği ile ilgili bir rapor hazırlayınız ? Duraklama dönemindeki isyanların Osmanlı Devletinin zayıflamasına hangi yönleriyle etkisi olmuştur?
Değerlendirme basamağında soru sorma:
Soru basamaklarının en üst basamağı olup “yüksek düzey soru”lardan oluşur ve üst düzey düşünmeyi gerektirir. Değişik doğru cevapları olabilir. Özellikle öğrenicinin kendi görüş ve değer yargısını ön plana çıkarma yeteneğini geliştirir.
Anahtar kelimeler : Fikrin nedir, hangisi en iyi, bu görüşe katılıyor musun, değerlendir, karar ver, haklılığını savun.
Örnek sorular: Laiklik kavramını günümüz Türkiye’si açısından değerlendiriniz ? Milli mücadele yıllarında “ manda fikri” niçin gündeme gelmiştir ? Küresel ısınmanın ülkemizdeki yansımalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye’de insanlar yeterice besleniyor mu? Ülkemizin Avrupa Birliğine girme çabalarını nasıl buluyorsunuz?
Yukarıda açıklanan özellikte soruların elbette bütün sınavlarda öğrencilere yöneltilmesi en ideal olanıdır. Ancak öğrenci ve sınıf seviyesine uygun bir seçme yapılması düşünüldüğünde hem düşük seviyede hem de son üç basamakta yer alan yüksek düzeyde sorulardan harmanlama yapmak daha doğru bir seçim olacaktır.
Halil ARIK
MEB Başmüfettişi
TARİH DERSİNDE KULLANILACAK YÖNTEM VE TEKNİKLER
Tarih dersi öğretiminde, öğretmen, sınıf ve konuların özelliğine göre değişik yöntemler kullanılabilmektedir. Her yöntemin kendine göre eksik ve sakıncalı yönleri bulunmaktadır. Önemli olan kullanılacak yöntemin iyi seçilmesidir.
ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ:
SÖZEL YÖNTEMLER:
Tarih derslerinde genellikle sözel yöntemler kullanılmaktadır.
Anlatma Yöntemi: Takrir yöntemi olarak da bilinir. Tarih derslerinde en çok kullanılan yöntemdir. Bu yöntemde anlatma, açıklama ve kulağa hitap etme olayı vardır. Güzel Türkçe konuşmanın, özellikle öğrenci seviyesine uygun cümleler ve bilgiler seçme önemlidir. Öğrencilere dinleme, dinlediğini anlama, anlamadığını sorma alışkanlığının verilmesi de gereklidir.
Bu yöntemin başarılı olması için, öğretmenin;
Konuya ilgili geniş bir bilgiye sahip olması
Akıcı bir dil kullanması
Hitap ettiği öğrencilerin seviyesini iyi belirlemesi
Planlı bir sunuş yapması
Her şeklide öğrencileri iyi motive etmesi(isteklendirmesi)
Ders araç-gerecini zamanında ve etkili kullanması
Gerekli ve önemlidir.
Soru-Cevap Yöntemi: Öğrencide yapıcı, yaratıcı bir düşünme ile serbest konuşma alışkanlığının kazandırılması, tartışma yapabilme ve girişkenlik yeteneğinin geliştirilmesi ve her şeyden önce “öğrenci merkezli” öğretimin en önemli yöntemi olarak kullanılmaktadır. Bu yöntemde Tarih öğretiminde sık kullanılmaktadır.
Bu yöntemin başarılı olması için;
Sınıfın iyi motive( isteklendirme) edilmesi
Soruların düşündürücü ve iyi seçilmiş olması
Öğrencilerin derse hazır ve istekli olması
Bütün öğrencilerin katılımlarının sağlanması
Soruların güven verici ve konunun açıklanmasına yardımcı olması
Öğrencilerin soru sormalarına fırsat ve imkan verilmesi
Öğrencilerin yanlış cevap veya ifadelerinin kırıcı olmadan düzeltilmesi
Gerekli ve önemlidir.
Tartışma Yöntemi: Bu yöntem, karşılıklı konuşma, konuyu tartışma , farklı fikirler ve düşünceler ortaya koyabilme şeklinde tanımlanabilir.
Türleri:
Panel:Bir konunun tartışılması için yapılan toplantıdır.bir konu birkaç kişi tarafından topluluk içinde açıklanır.
Sempozyum: Bir konunun çeşitli yönleri üzerinde kısaca yapılan sunumlardır.
Münazara: Karşıt gruplar arasında görüşlerini kabul ettirme esasına dayanır.
Mülakat(Söyleşi): Karşılıklı görüşmedir.
Poblem Çözme Yöntemi: Problem ve sorunların aşağıda belirtilen yöntemlerle çözülmesidir.
Tüme varım yöntemi: Parçalardan bütüne varma yoludur.
Tümden gelim yöntemi: Bütünden parçaya inmek suretiyle sonuç almak yoludur.
Analiz yöntemi:Parçalara ayırarak çözümleme işidir.
Sentez yöntemi: Parçaların birleştirilerek bütünü elde etmek ve sonuç çıkarmak işidir.
UYGULAMALI YÖNTEMLER:
Gözlem Yöntemi: Olayı gözle, araçla gözlemlemek, incelemek şeklinde tanımlanabilir.
Deney yöntemi: Denetimli ve planlı bir gözlemdir
Gösteri Yöntemi: Bir takım araç-gereç kullanılarak göze ve kulağa hitap eden bir yöntemdir. Tarih dersi öğretiminde zaman zaman başvurulacak yöntemlerden birisidir. Osmanlı Devletinin Divan toplantıları ile, Erzurum ve Sivas Kongrelerinin vb. temsili olarak gösterilmesi, bu yönteme örnek olarak verilebilir.
Yaparak ve Yaşayarak Öğrenme Yöntemi: Öğrencilerin bizzat yaparak öğrenmeleri yöntemidir.
ÖĞRETİM TEKNİKLERİ:
Soru Sorma Tekniği: Tarih derslerinde bu çok önemledir. Özellikle sınav soruları, konuların ana fikrini, hedef-amaçlarını ortaya koyacak, öğrencilerin ilgisini çekecek, gündemi yakalayabilen ve kullanılan nitelikte belirlenmesi önemlidir. Kısa cevaplı sorular yanında daha ziyade öğrencilerin, anlama, yorum yapabilme yeteneklerini geliştirici nitelikte uzun cevaplı soruların da sorulması gerekmektedir.
Ölçme ve Değerlendirme Tekniği: Öğrencilerin bilgi, beceri ve davranışlarının önceden belirlenmiş araçlarla ölçülmesi ve ortaya çıkan sonuçların analizinin sağlıklı bir şekilde yapılarak geri bildirimlerinin yapılması tekniğidir.
Açıklama Tekniği: Gerekli görülen bir konu veya bölümün geniş olarak açıklanması olarak düşünülmelidir.
Özetleme Tekniği: Bir konu veya hususun kısa olarak özetlenmesidir.
Araştırma Tekniği: Bir konunun değişik kaynaklardan araştırılıp derse hazırlıklı gelinmesi tekniğidir. Tarih derslerinde sık sık kullanılan bir teknikdir.
Alıştırma Tekniği. Tarih derslerinde daha çok anlatılanların tekrarı diye tanımlanmaktadır.
Ödev Verme ve Değerlendirme Tekniği: Tarih derslerinde ödev konularını zümre olarak belirlemek çok önemlidir. Verilecek ödevlerin, öğrencilerin her zaman kullanabileceği, ülke ve dünya gündemini oluşturacak konulardan seçilmesi, kaynakların sağlıklı belirlenmesi, açık uçlu konulardan kaçınılması ( I. Meşrutiyet, III. Selim Dönemi, Uygurlar vb) , öğrencilerin ödevlerini hazırlama çalışmalarının her safhasının takip edilmesi yerinde olacaktır.
Halil ARIK
Başmüfettiş
11/9/2008 · Kategori: SIIRLERIM
DESTAN
Kara bulutlar sardı yurdumu
Saldırdı çakallar, ekin tarlasına üzüm bağına
Sesim kısıldı, yolum kapandı teker teker
Elim kolum bağlandı, dilim tutuldu birden.
“Boğazımı” tıkadı demir parçaları
Kuşlar dağıldı top gürültüsünden
Bıraktı bebeler ana sütünü
Kahroldu İzmir utancından
Sıkıldı İstanbul “el” sesinden
Büzüldü bir köşeye koca Topkapı
Titredi hıncından Mavi Cami.
Güneş tutuldu utancından, ay gizlendi buluta.
Göktürk Bilge silkindi yerinden
Alpaslan kuşandı kılıcını gümüşten
Mevlana yekindi Yeşil Kümbetten
Minareden sesi duyuldu Hacı Bektaş’ın.
Yedi tepesinden yedi ses yükseldi İstanbul’un
Çınladı Gazilerin sesi Bursa’dan
Evlad-ı Fatihan kalktı ayağa Rumeli’den
Sakarya coştu, çırpındı Karadeniz.
Ağrı dumanlandı, uyandı Erzurum
Sivas’ta toplandı yiğitler
Haykırdı edeler erkenden;
“Maraş bize mezar olmadan, düşmana gülzar olamaz”
Şahin Bey kilit vurdu köprüye Antep’ten.
Heyecanlandı Balıkesir, Alaşehir
Taktı kamayı beline Galip Hoca
Malta zindanından kaçtı mebusan
Ankara başkaldırdı bozkırdan
Bir yiğit Mustafa çıktı Samsun’a
Oğuz atasından cesaret, Fatih’ten kararlılık taşırdı
Yankılandı sesi Anadolu’ya “ya istiklâl, ya ölüm”
Gülümsedi güneş, ay parladı sevincinden.
Aralık 2002 Halil ARIK
11/9/2008 · Kategori: SIIRLERIM
KÖY DÜŞÜ
Ben bider çiceklerine tutkunum
tiril tiril.
Karpuz tarlasına,fıstık ağacına,
tarlalarda efil efil buğday başaklarına,
gem süren çocuğa,orak biçen emmiye tutkunum.
Ben derelerden akan suya tutkunum,
gürül gürül.
Üzüm bağına,at elmasına,
apal apal açan pamuk kozasına,
çapa vuran kıza,yün eğiren bibiye tutkunum.
Ben oluklardan akan yağmur suyuna tutkunum,
şiril şiril.
Nohut firiğine,harman yerine,
gün batımı dönen yorgun köylüye,
kaval çalan çobana,süt sağan bacıya tutkunum.
Ben dağ yamaçlarında güneşe tutkunum,
pırıl pırıl.
Kuyu suyuna, kavak ağacına,
şafakta seher yeline, ezan sesine,
ata binen yiğide,ak geline,türkmen iline tutkunum.
13 Mart 1992 Halil ARIK
11/9/2008 · Kategori: SIIRLERIM
ÇOCUK
Kıtlık senelerinde doğdun çocuk
Zibillik kokularında büyüdün yavaş yavaş
Keçileri kovalardın ayakların kanayarak
Çoban itleri parçaladı seni çocuk.
Hayvan ahırlarında öğrendin yazmayı
Kopya kalemi tükürüğüne batırarak
Ayağında kara lastik çorapsız
Fistanla giderdin okula çocuk.
Toplanırdınız her sabah tepede
Beşi bir arada beş sınıflı okulda
And içerdiniz Türklüğe, doğruluğa
Gözlerinde ümit, sevinerek çocuk.
Dağlar dumanlanırdı zemheride
Cemre düşerdi önce suya ,sonra toprağa
23 Nisan gelirdi yeşil çağlayla
Çamla çiğdemle süslerdiniz okulu çocuk.
Kör karanlıklarda dağlarda olurdun
Çoban Yıldızı dostun, Ülker Yıldızı arkadaşın
Çakal ulumasından korkardın geceleri
Bekçiyken karpuz tarlasında çocuk.
Ayrılmazdın arkasından kara öküzün
Dikenleri pençelerdin nohut yolarken
Azığın olurdu ayranla ekmek
Harmanda yatardın günlerce çocuk.
Bütün duygularım ayakta şimdi
Umudum gelecek, hayalim geçmiş
Şöyle bir ah çekip geriye dönmek
Gizli bir arzudur içinde çocuk.
Mart 1996 Halil ARIK
Sınıf Yönetimi
HALİL ARIK
MEB BAŞMÜFETTİŞİ
Millî Eğitim Temel Kanunu öğretmenliğin, eğitim-öğretim ve buna dayalı yönetim işlerini yürüten bir ihtisas mesleği olduğunu hüküm altına almıştır. Şüphesiz ki bu uzmanlığın en önemli vasıflarının, öğretmenin alanına donanımlı ve mesleki formasyona sahip olması yanında, yeterli bir genel kültür bilisinin bulunması şeklinde belirtilmesi kabul görmüş kuraldır.
Bu temel vasıflara sahip bir öğretmenin sınıftaki 40-45 dakikalık ders saatini en verimli ve etkili şekilde kullanması, sınıftaki yönetiminin, bütün öğrencileri etkileyici ve isteklendirici olması ile sağlanabilecektir. Bunun sağlanabilmesi için, olumlu bir sınıf ortamının oluşturulması gereklidir. Olumlu bir öğrenme ortamının yaratılmasında, öğretmen ve öğrencilerin birlikte sınıf kurallarını belirlemesi de önem kazanmaktadır. Öğrenciler kendi koydukları kuralları daha çabuk benimseyeceklerdir. Bu kuralların da yazılı olarak belirlenmesinde yarar vardır.
Öğretmenin derse girmesinden bitimine kadar geçen zamanı nasıl kullanacağı önemlidir. Özellikle öğrencilerin beklentilerine cevap verecek bir yönetim ve sunuda bulunması kaçınılmazdır. Öğretmenin değişik kaynaklardan hazırlanarak derse hazırlıklı gelmesi ilk koşuldur. Aynı doğrultuda öğrencinin de derse hazırlıklı gelmesi için, önceden kısa da olsa bir araştırma veya inceleme görevi verilmesi yerinde olacaktır.
Derse iyi bir başlangıç nasıl olmalıdır? Elbette derse başlama biçimi çok önemlidir. Öğrencilerin dersi istekli ve arzulu dinlemelerini sağlamak düşüncesiyle, konu içinde yer alan bilgilerin, kazanılacak davranış ve becerilerin niçin gerekli olduğu ve hayatın hangi aşamasında kullanabilecekleri açıklanarak derse başlanması ön kuraldır. Öğrenci kendisi için gerekli bilgi verileceği beklentisinde olduğu takdirde öğretmenini izleme ve dinleme isteğini ortaya koyacaktır. Sizi dinleyecek öğrencilerinize bilgi aktarmanın yolu onlarla sağlıklı bir iletişim ve ilişki kurmaktan geçer. Derse hemen başlama yerine ilgi çekecek bir giriş yapmak, soru sormak, gündemdeki bir olaydan kısaca bahsetmek bir yöntem olarak kullanılabilmelidir. Ders kitabını elimize alarak, "nerede kalmıştık çocuklar?" diye söze başlamak oldukça kötü bir başlangıçtır. Elbette öğretmen diğer kaynakların yanında ders kitabından da hazırlanarak gelebilir, ancak sadece ders kitabından dersi işlemeye çalışması asla doğru bir yöntem değildir. Bakanlığımızca düzenlenen öğretim (müfredat) programlarında sadece ünite-konu başlıkları verilmiştir. Konuların içeriği genellikle öğretmenler tarafından şekillendirilmektedir. Ders kitapları da bu doğrultuda, öğretmene yardımcı olarak hazırlanmıştır. Bilgi yeterliliği öğretmenin sınıf içindeki hâkimiyetini doğal olarak kolaylaştıracaktır.
Dersin başlarındaki söylenecek ilk sözler mutlaka iyi seçilmelidir. Öğrencilerin dinleme isteklerinin en canlı olduğu zaman dilimindeki bu sözler, anlatılan konunun amacını, öğrencilere kazandırılacak davranışları kapsayacak özellikte ve nitelikte olmalıdır. İlerleyen dakikalar, öğrencilerin dersi izlemelerinde güçlükleri beraberinde getirmektedir. Bir ders saatinin tamamını aynı verimlilikte ve etkide kullanmak hiçbir öğretmen ve öğrenci için kolay değildir. Bu yüzden konu hakkında bildiklerimizi rafine ederek, süzerek sunmak en iyi ders işleme yöntemi olarak kabul görmüştür. Ünlü Türk düşünürü ve bilgesi Mevlâna'nın söylediği; "Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşıdakinin anlayabildiği kadardır." Sözü sanki öğretmenler için söylenmiştir. Verilecek bilgilerin, kullanılabilir, bu günün olaylarını açıklamaya ve yorumlamaya yarar nitelikte olması gerekir. Ayrıca, şu hususu da asla göz ardı etmemek gerekir: Sonucu itibariyle toplumu etkileyen, bu güne yansıması olan, hatta ülke ve dünya gündemiyle ilgi kurulabilecek konular üzerinde önemle durulmalı, öğrencilerin bu hususlara dikkatleri çekilmelidir. Dersin akışı içerisinde öğrencilerin dikkat durumları sürekli gözlenmeli, ilgisizlik, kayıtsızlık, birbirleriyle konuşmaları, pencereye bakmaları gibi tavırları görüldüğünde ders anlatımına ara verilmeli, gerekirse dersle bağlantılı olarak bir olay, hikâyecik veya bir anı anlatılmak suretiyle öğrencilerin yeniden motive olmaları (isteklendirilmesi) sağlanmalıdır. Öğrencilerin dersi dikkatle dinleme sürelerinin ilköğretimde 15-17, ortaöğretimde ise 25-27 dakikayı geçmediği eğitim uzmanlarının ortak görüşleridir. Bu yüzden öğretmenlerin çok şeyi öğretme çabası yerine gerekli ve kullanılabilir bilgiyi öğretmeleri uygun olacaktır. Bebeklere renkli ve şekerli şurup verilmesi gibi, öğrencilere de bilginin albenili sunulması önemlidir.
Öğrencilerin derse katılımlarının sağlanması da önemlidir. Genellikle düz anlatım hâlâ en geçerli yöntem olarak kullanılmaya devam etmektedir. Bu yöntemi etkili kullanma becerisi gösteren öğretmen, bilgileri sistemli şekilde iletmek suretiyle, öğrencide istek, heves ve heyecan yaratabilmektedir. Şüphesiz ki bu yöntemin verimli olduğu dersler daha çok anlatıma dayalı olanlardır. Ancak bu yöntemin öğrenciler üzerinde olumsuz etkiler yarattığı ve onları pasifize ettiği de unutulmamalıdır. Bu nedenle, sınıfta, görsel işitsel ders araç-gereci kullanılmalı, öğrencilere soru sorulmalı, yol açılmalı ve cesaret verilmeli, tartışma ortamı yaratılmalıdır.
Ders saatinde konunun akışına bağlı olarak öğrencilere, düşünme, analiz etme ve yorum yapma gücünü artıracak nitelikte sorular sorulmalı, verilen cevaplar yanlış ve eksik ise mutlaka düzeltilmelidir. Aynı şekilde öğrencilerin soru sormasına yönelik fırsat ve ortam hazırlanmalı, sorulara etkili ve doğru cevaplar verilmelidir. Hemen cevap verilemeyecek durumdaki sorular olduğu takdirde, üstünkörü veya eksik cevap yerine daha sonra cevap verilmesi yolu izlenmelidir. Diğer taraftan derslerde öğrencilerin kasıtlı veya öğretmeni zor durumda bırakacak bazı siyasi içerikli sorular yöneltmesi durumunda, öğretmen kendi yorumlarından ziyade, devletimizin bu konularda oluşturduğu yasal düzenlemelere, politikalara ve kamuoyunun tavır ve beklentilerine uygun cevap vermelidir.
Öğretmenin, sınıftaki söyleyeceği son sözler de önemlidir". Bu sözler genel olarak konunun ana hatlarını, gerekli bilgileri açık ve net olarak kapsamalı, gerekirse birkaç kez tekrar edilerek zihinlere yerleştirilmelidir. Ders saati sonunda öğrencilere yöneltilecek sorular, konunun hedef ve davranışlarını ölçücü nitelikte, günlük ders planında önceden belirlenmeli ve öğrencilere yöneltilmelidir. Hemen sonrasında ise bir değerlendirme yapılarak öğrencinin anlatılan konuyu kavrayıp kavramadıkları, daha doğrusu belirlenen hedeflere-amaca ulaşıp ulaşmadıkları yönünde bil kanaate varılmalıdır. Şüphesiz ki yeterince anlaşılmayan veya eksik kalan bölümler olduğu takdirde, zaman kalırsa aynı ders saati içerisinde, zaman yetmiyorsa gelecek derste yeniden bu hususlara değinilmelidir. Gelecek derste işlenecek konuyla ilgili öğrencilere küçük çapta araştırma ödevleri verilmeli, ayrıca en iyi öğrenmenin tekrar olduğundan hareketle, anlatılanların, öğrenilenlerin evde veya etütlerde tekrar edilmesi sıkıca tembih edilmelidir. Ders zili çaldıktan sonra söylenen sözlerin hiçbir öğrenme değeri olmayacağı düşünülerek sözler tamamlanmalıdır.
Başarılı bir öğretmen sınıfta tiyatro sanatçısı gibi davranmalıdır. Ses tonunu iyi ayarlamalı, hep aynı tonda konuşmamalıdır. Hareket ve mimikleriyle öğrencileri etkilemeli, Türkçeyi düzgün, doğru ve etkili kullanmalı, ders saati boyunca öğrencilerin isteklerini artırıcı yol ve yöntemler geiştirmelidir. Öte yandan konuya göre önceden belirlediği ders araç-gerecini kullanmada süreklilik göstermelidir. Konunun ana ve alt başlıkları derse başlamadan önce görevlendirilen bir öğrenci tarafından tahtaya mutlaka yazılmalıdır. Zira bu uygulamanın, kısa da olsa ön öğrenmeyi sağladığı kabul edilmektedir. Tahtanın kullanılma zamanı ve süresi iyi seçilmelidir. Önemli görülen kelime, deyim, söz ve tarihlerin vb. yazılması ön plana çıkarılmalı, zamanın büyük çoğunluğu tahtaya yazı yazmak için kullanılmamalıdır. Öğretmenin, tahtaya abanarak, arkasını öğrencilere dönerek yazı yazması veya yazı yazarken öğrencilere yüzünü dönmeden konuşması sözün yazı tahtasına söylenmesinden ibaret kalacağı unutulmamalıdır.
Sınıf yöneticisi olarak öğretmen, öğrencilerine, hem kendi gelecekleri hem de ülke geleceğine yönelik hedefleri gösterme görevini de üstlenmelidir. Hedefi ve geleceğe ait sağlıklı bir planı olmayan öğrencilerin, derslerdeki başarısı ne kadar iyi olursa olsun iş hayatında pek de başarılı olmadıkları örneklerle görülmüştür. Ancak belirlenecek hedefler kesinlikle tatmin edici, mantıklı ve ulaşılabilir olmalıdır. Öğrencilere pek yakın gelecekte Türkiye'nin yönetiminde ve kaderinde söz sahibi olmaları iddiası ile bu sıralarda oturduklarını, anne-babalarının kendilerini okula bunun için gönderdiklerini, okulun bu amaçla açıldığını söylemek ve benimsetmek suretiyle vizyon (büyük hedef) oluşturmalarına katkıda bulunmalıdır. Unutulmamalıdır ki, büyük hedeflere yönelenler ara hedeflere kolaylıkla ulaşabileceklerdir. Kendine hedef belirlemeyenlerin, genellikle kayıtsız, kaygısız ve sorumsuzca bir öğrenim hayatı geçirdikleri belirlenmiştir. Oysaki Dünyanın en kritik coğrafyasında bulunan ülkemizin geleceğinde söz sahibi olacakların her yönüyle donanımlı, kültürlü ve ahlâklı olması kaçınılmaz bir zorunluluktur. İşte bu anlayış içerisinde öğretmenin sınıftaki rolü çok daha önemlidir.
Son olarak şunu söylemek uygun olacaktır: Sınıftaki öğrenme-öğretme ikliminin ilkbahar günlerinin aydınlığı, serinliği ve güzelliğinde olması için öğretmenin pedagojik yetenek, hüner ve deneyimlerini ortaya koyması önemlidir.
Halil ARIK
Başmüfetttiş/ANKARA
Bilimin ve Aklın Aydınlığında EĞİTİM Dergisi
Haziran-Temmuz 2007